92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Başındaki yapışkan bölümle, çeşitli cisimlere tutunarak yaşayan, yaklaşık 1 metre uzunluğunda bir tür balık (Echeneis naucrafes)
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Isırgangillerden, duvarlar üzerinde gelişen, yaprakları yapışkan bir bitki (Parietria)
1. isim , isim , isim , isim , Yapışkan olma durumu
1. Her vakit ıslak duran ellerinde öyle tiksindirici bir yapışkanlık vardı ki...
1. Her vakit ıslak duran ellerinde öyle tiksindirici bir yapışkanlık vardı ki...
2. fizik , fizik , fizik , fizik , Bir sıvı veya gaz kütlesinin, içinde bulunan cismin hareketini engelleme özelliği
1. isim , isim , isim , isim , Yapışmak işi
1. Onuncu gün tipi bastırınca adamların elleri aşırı soğuk nedeniyle madenî eşyalara yapışmaya başladı.
1. Onuncu gün tipi bastırınca adamların elleri aşırı soğuk nedeniyle madenî eşyalara yapışmaya başladı.
2. kimya , kimya , kimya , kimya , Boyanın uygulandığı yüzeye tamamen kuruduktan sonraki tutunma derecesi
yapış yapış
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Yapışkan bir maddeye bulanmış olan bir şey ayrılmayacak bir biçimde bir yere tutunup kalmak
1. Zarfın iyice yapışıp yapışmadığına o kadar dikkat etti ki...
1. Zarfın iyice yapışıp yapışmadığına o kadar dikkat etti ki...
2. -e , -e , -e , -e , İyice yaklaşmak, sokulup değmek
1. Geri geri giderek duvara yapıştı.
1. Geri geri giderek duvara yapıştı.
3. -e , -e , -e , -e , Aralık bırakmayacak biçimde üzerine dokunmak
1. Islanan tül gömleği pembe vücuduna yapıştı.
1. Islanan tül gömleği pembe vücuduna yapıştı.
4. -e , -e , -e , -e , Bir iş yapmak amacıyla, hevesle bir şeyi eline almak
1. Dişlerine oltayı almış, tekrar küreklere yapışmıştı.
1. Dişlerine oltayı almış, tekrar küreklere yapışmıştı.
5. -e , -e , -e , -e , Sıkıca yakalamak, tutmak, sarılmak
1. Niçin yalan söylüyor, bu zavallıya iftira ediyorsun diye kulağıma yapıştı.
1. Niçin yalan söylüyor, bu zavallıya iftira ediyorsun diye kulağıma yapıştı.
6. spor , spor , spor , spor , Başı çekeni çok yakından izlemek
7. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Birini rahatsız etmek, sataşmak, peşini bırakmamak, musallat olmak
1. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Yapıştırma ihtimali veya imkânı bulunmak
2. Yapıştırmaya gücü yetmek
1. isim , isim , isim , isim , Yapıştırma özelliği olan, yapıştırmaya yarayan nesne, yapışkan
2. sinema , sinema , sinema , sinema , Filmlerin yapıştırılması işinde kullanılan cihaz
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Yapıştırma işi yapılmak
1. Cebinde, yapıştırılacak iki kâğıt daha var.
1. Cebinde, yapıştırılacak iki kâğıt daha var.
1. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Çabucak yapıştırmak
1. Sihirbaz ise gözleri bağlı olduğu hâlde sorulara tek tek doğru cevabı yapıştırıveriyordu.
1. Sihirbaz ise gözleri bağlı olduğu hâlde sorulara tek tek doğru cevabı yapıştırıveriyordu.
Telaffuz : yapıştırı'vermek
1. isim , isim , isim , isim , Yapıştırmak işi
1. Yırtık yeri birleştiriyor, yapıştırmaya çalışıyor, yapamıyor, yatağın üstüne kapanıp hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.
1. Yırtık yeri birleştiriyor, yapıştırmaya çalışıyor, yapamıyor, yatağın üstüne kapanıp hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.
2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Yapıştırarak yapılan
1. Yapıştırma terlik.
1. Yapıştırma terlik.
3. eskimiş , eskimiş , eskimiş , eskimiş , Gelinlerin yüzüne yapıştırılarak yapılan süs
kesyapıştır, kopyalayapıştır
1. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Yapışmasını sağlamak
1. Mektuplarına kendi pullarını yapıştırırlar, kendi memurlarıyla sevk ederlerdi.
1. Mektuplarına kendi pullarını yapıştırırlar, kendi memurlarıyla sevk ederlerdi.
2. Yaklaştırmak, birbirine dayamak
1. Yüzümü âdeta cama yapıştırarak her hareketini ilgiyle izliyorum.
1. Yüzümü âdeta cama yapıştırarak her hareketini ilgiyle izliyorum.
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Tokat atmak
1. Şeytan diyor, suratının ortasına bir tane yapıştır.
1. Şeytan diyor, suratının ortasına bir tane yapıştır.
4. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Hızlı bir biçimde yazmak
1. O, masanın üzerinden kaptığı cetvele üç tane sıfırı yapıştırmıştı.
1. O, masanın üzerinden kaptığı cetvele üç tane sıfırı yapıştırmıştı.
5. -i , -i , mecaz , mecaz , -i , -i , mecaz , mecaz , Gecikmeden karşılık vermek veya gerekeni yapmak
1. Miralay Bey, realist bir asker görüşü ile teşhisi yapıştırır.
1. Miralay Bey, realist bir asker görüşü ile teşhisi yapıştırır.
1. -i , -i , -i , -i , Yapıştırma işini yaptırmak
1. Ben bu dileğin altına bilmem kaç kuruşluk pul yapıştırtıp, binlerce yurttaşa parmak bastırtıp yirmi metre uzunluğunda bir dilek kâğıdı olarak size sunabilirdim.
1. Ben bu dileğin altına bilmem kaç kuruşluk pul yapıştırtıp, binlerce yurttaşa parmak bastırtıp yirmi metre uzunluğunda bir dilek kâğıdı olarak size sunabilirdim.
başyapıt
1. isim , isim , isim , isim , Bir emek sonucunda ortaya konulan ürün, eser
1. Yapıtının sağlamlığına güvenen her sanatçı gibi şakasını da iyi karşılamıştı.
1. Yapıtının sağlamlığına güvenen her sanatçı gibi şakasını da iyi karşılamıştı.
2. Yayın, kitap
1. Dergilerde bol bol, yapıtı bir yana bırakıp yazar kişiliklerine sataşan yazılara rastlarız.
1. Dergilerde bol bol, yapıtı bir yana bırakıp yazar kişiliklerine sataşan yazılara rastlarız.
1. -i , -i , -i , -i , Çabucak veya kolaylıkla yapmak
1. Babadan kalma bu arsaya önce dört duvar örüp bir odacık yapıvermişti.
1. Babadan kalma bu arsaya önce dört duvar örüp bir odacık yapıvermişti.
Telaffuz : yapı'vermek
yapma çiçek, yapma dil, yapma gübre, yapma uydu, yerden yapma
1. isim , isim , isim , isim , Yapmak işi
2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Yapay
1. Köşede bir piyano, piyanonun üstünde yapma çiçekler.
1. Köşede bir piyano, piyanonun üstünde yapma çiçekler.
3. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Yapmacık, sahici karşıtı
1. Fakat fazla içliliği erkekliğe yakıştıramadığından kendini her zaman yapma bir sertliğin arkasına gizlerdi.
1. Fakat fazla içliliği erkekliğe yakıştıramadığından kendini her zaman yapma bir sertliğin arkasına gizlerdi.
1. şaşılacak durumlarda `öyle mi, doğru mu, gerçek mi?` gibi anlamlar bildiren bir söz
1. Onca yolu iki saatte almışlar. -Yapma!
1. Onca yolu iki saatte almışlar. -Yapma!
1. isim , isim , isim , isim , Görünümü çiçeği andıran ve yumuşak maddelerle yapılan süs eşyası
1. isim , isim , dil bilimi , dil bilimi , isim , isim , dil bilimi , dil bilimi , Sonradan oluşturulan dil